bsr recyclinghof

escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort escort Dubai berlin escort porno izle seks hikayeleri sex hikayeleri tr.link

The world-famous watch provides rolex replica.

DOLAR

15,9043$% 0.37

EURO

16,8219% -0.25

GRAM ALTIN

942,12%0,19

BİST100

2.372,35%-0,89

BİTCOİN

458700฿%-3.89502

ETHEREUM

30720Ξ%-3.51498

İmsak Vakti a 02:00
Adana AÇIK 26°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Arkası Yarın

Hayatımıza girdiği andan itibaren günlük yaşantımızın vazgeçilmezleri arasına giren görüntülü kutu, gerek sosyal yaşantımızı gerekse toplumsal dönüşümümüzü tetikleyen en önemli teknolojik unsurlardan biri olmuştur.

Jean pantolonları günlük tarzımız haline getiren de, basketbol ve tenis sporlarını gündemimize taşıyan da, bizi pizza ve hamburgerle tanıştıran da bu görüntülü kutu olmuştur. 1982 yılı yılbaşı gecesine kadar siyah beyaz, hatta fırsatçı mucitlerin servis ettiği yeşil, mavi kolormatik camlarla idareten renklenen, süreli yayınlarla bizi şenlendiren, ahşap çerçeveli, bombeli camlı ve neredeyse kendi kadar bir adaptörü olan bu temaşa kutusu, bu tarihten sonra renkli yayınlarına başlıyor.

Çoğumuzun bildiği üzere 80’li yıllar, dünya açısından oldukça çalkantılı geçen yıllardı. 12 Eylül 1980 sonrası 3 yıl süren askeri rejim yönetimi Türkiye’ yi etkisi altına alırken, dışarda ise Sovyetler Birliği’ nin Afganistan’ı işgali, İran’ da kurulan Mollalar Rejimi, ABD’ de Ronald Regan’ın başkanlık yarışını göğüslemesi o yıllardaki çalkantının sebebiydi.

Televizyon programları da bu durumlara göre şekilleniyordu. Tabi bu arada izleyicinin boş vaktini çalmak için sosyolojik açıdan bize düzinelerce inceleme alanı oluşturabilecek televizyon dizileri ard arda piyasaya sürülmeye başlandı. TRT’ nin ilk uzun soluklu yerli dizisi 1974 yılında yayın hayatına başlayan ve 950 bölüm süren ‘Kaynanalar’dizisiydi. TRT, 80’li yılların başında Amerika’dan Yalan Rüzgarı, Kara Şimşek, Tatlı Cadı ve Dallas gibi yapımları ithal ederek, aile meclislerinin toplanıp dakikalarca ekrana kilitlendiği yayın akışları oluşturmaya başladı. 1986 yılında yayına giren, günlük dizi formatındaki ikinci yerli dizisi ise ‘Perihan Abla’ oldu.

90’lı yıllardan itibaren özel televizyon kanallarının kurulmasıyla birlikte, televizyon yayıncılığının vazgeçilmezi olan dizi filmlere ağırlık verilmeye başlandı. Dizi senaryoları ekseriyetle dönemin gündemini oluşturan dinamikler etrafında şekilleniyordu. Diziler hakkında yapılan birkaç çalışmaya şöyle bir göz atarsak;

“İzleyicinin televizyon dizisini daha gerçek olarak anlamlandırmasını etkileyecek bir kodlama programın üretim evresinde yapılmaktadır. Bu kodlama, kostümden dekora, kameranın kullanılış biçimine, kurguya, aydınlatmaya, oyuncuların performansına ve dizideki karakterlerin bireyselliğine kadar uzanmaktadır.”(Binark, 1994:188)

“Tüm dünya televizyonlarında varlıkları artış gösteren dizi filmler, kullandıkları motiflerle ulusların tarihsel ve kültürel yapılarını etkilemektedir. İlgi ile izlenen dizilerin ortak kodları ile bireylere aynı duygu ve yaşantı birliği sunulmaktadır.” (Zebil, 1995:46)

Raymond Williams ise televizyonu, “hem teknolojik hem de kültürel bir biçim” olarak niteler.

90’ların gündemi; sanayileşme, köyden kente göç, gecekondulaşma, ekonomik buhranlar, mahalle ve apartman kültürleri gibi sosyal sınıflar arasındaki uçurumu belirginleştiren dinamikler olmuştur. Dönemin en önemli yapımları, Bizimkiler, Kaygısızlar, Mahallenin Muhtarları, Süper Baba gibi aile ve mahalle hayatını, ekonomik farklılıklar ve dünya görüşleri arasında sıkışan karakterleri işleyen yapımlar ile “intihar edersen baban seni gebertir kız Sıdıka.” Repliği ile hafızalara kazınmış, evde kalmış bir kızın evinin penceresinden dünyaya kafa tutuşunu anlatan durum komedisi ‘Sıdıka’ gibi yapımlar en akılda kalanlar arasında.

2000’li yıllardan itibaren ütopik derin devlet karakterlerinin, devlet düşmanlarına kök söktürdüğü, özellikle genç erkek nüfusa hitab eden, ‘Deli Yürek’ , ‘Kurtlar Vadisi’ gibi silahlı çatışmalar, usulsüzlükler, pirinç çuvalındaki beyaz taşlar ve bütün bu karmaşaya rağmen ana karakterlerinin yaşadığı dolu dizgin aşkları konu alan, milliyetçi damarı kabartan formatlarla, töreler, devlet ve topraklarında hakim olan terör faaliyetleri arasında kalan karakterlerin, kale gibi konaklarında yaşadıkları imkansız aşkları konu alan formatlar dönemiydi. Aynı zamanda Latin rüzgarları estiren arkası yarınlar sayesinde ev hanımlarının sosyal yaşantılarını yayın saatlerine göre kurguladığı bir dönemdi. Milenyumun ilk çeyreğinin ikinci yarısında ise kitle iletişim araçlarındaki gelişme, bilgiye ve kaynağına erişimin kolaylığı, değişen siyasi havanın beraberinde getirdiği söylemler, yaşandıkları dönemde kimsenin dile getirmediği görüşleri rahatça dillendirme imkanı bulmasıyla, dizi sektöründe adeta bir flash back dönemi başlattı. Hangi kanalı açsanız karşınıza bir dönem dizisi çıkıyordu artık. Çemberimde Gül Oya, Sevda Kuşun Kanadında, Hatırla sevgili, Elveda Rumeli, Öyle Bir Geçer Zaman ki sayabildiklerim arasında.

Bu yıllar aynı zamanda aile ve gençlik temalı dizilerin yaygınlaştığı dönemdi. Çocuğu olmayan bir çiftin biriktirdiği parayla aldığı 7 numaralı evde, farklı kültürlerden gelmiş 4 kız ve 3 erkek öğrenciyi barındırdıkları, dertlerini sahiplendikleri ‘7 Numara’,  mahalle sakinlerinin hangisiyle oturup konuşsanız içinden bir filozof çıkacakmış gibi gelen karakterleri ile ünlü ‘Yedi Tepe İstanbul’ ve belki de ilk absürd komedi dizisi denemesi olan, komik olduğu kadar başrolünün yaşadığı talihsizlikler ile de iç acıtan ‘Leyla ile Mecnun’…

Günümüzde yayınlanan yerli dizilerin ünleri ise artık ülke sınırlarını aşıp, Arap ülkeleri, Kuzey Avrupa ve Balkan ülkelerine açılarak ister genel isterse de karakter bazında olsun, büyük hayran kitleleri toplamış durumda.

Günlük dizilerin arasında kendine akıl almaz bir şekilde bağlayan, abartılı mimikleri, absürd aksiyon sahneleri ve sıkı sıkıya bağlı oldukları renkli gelenekleri ile geniş kitlelere hitab eden Hint dizilerinin ülkemizde de hatırı sayılır bir kitleye ulaştığını görüyoruz.

Hint dizisi denince ülkemizde ilk akla gelen ve yayın hayatına başladığı andan itibaren muhafazakar çizgisinden şaşmayan Kanal 7 ekranlarında yayınlanan, ve hem çekim standartları, hem işlediği konu, hem de mekan çeşitliliği açısından günlük dizi algısını farklı yerlere taşıyan bir yapım var ki bahsetmesek olmaz.

‘Yemin’ adlı bu dizinin konusu kısaca şöyle:

Genç ve naif Reyhan, annesinin de ölümüyle kimsesiz kalır. Ardından dayısı gibi sevdiği ve ülkenin ileri gelen zenginlerinden biri olan Hikmet, hiç beklemediği bir teklifle kapısını çalar. Ölüm döşeğinde olduğunu ve son arzusunun Reyhan’ın oğlu Emir ile evlenmesi olduğunu söyler. İlk başta buna karşı çıkan Reyhan, bu ısrara dayanamaz ve bu evliliği kabul eder. Üstelik ne olursa olsun sürdüreceğine dair de yemin etmiştir. Hikmetin amacı, ele avuca sığmak bilmeyen oğlunu dizginlemektir.

Emir başına buyruk yetişen tipik zengin gençlerinden biri. Tabi ki bu evliliğe sonuna kadar karşı ve babasına bir ders vermek adına razı olduğu evlilikte hem babasına hem de hiç tanımadığı bir adamla sorgusuz sualsiz evlendiğini düşündüğü Reyhan’a hayatı zehir etmeye kararlı. Elbette işler ikisinin de umduğu gibi gitmiyor.

Dizi senaryosu bakımından da ilgi çekici. İki mekânlı ve iki farklı konu ile ilerliyor. Diğer kanadı ise Emir’in genç ve ağır başlı amcası ile düzmece bir evlilik yapmak zorunda kaldığı, geçmişine dair hiç bir fikri olmadığı Azeri kızı Narin arasındaki fırtınalı ilişki.

Ana karakterlerden biri, Emir’in cemiyet hayatına düşkün, alt tabakaya kesinlikle tahammülü olmayan ve çıkarları için karşısına alamayacağı kimse olmayan annesi Cavidan. Senarist, yeri geliyor bütün erdemli duyguları kendine toplayan, ailenin dayanağı hikmeti Cavidan eliyle felce uğratıyor, yeri geliyor kumpasların, entrikaların kol gezdiği bir düzen kuruyor fakat ne yapıp edip ilahi adaletin devreye girdiği bir son yazıyor. Seyirci tam gardını düşürmüşken bambaşka bir boyuta geçiş yapıyor. Dizide mazlum Reyhan, Allah’tan başka kimseye yalvarmıyor ve O’ndan başka kimseden yardım istemiyor. ‘Kimsesizlerin kimsesi’ alt metni dizide kendini oldukça hissettiriyor.

Eleştirmek istediğim en önemli nokta ise; genel izleyicisi kitlesi etiketiyle, ailenin bütün fertlerinin beraber izlediği bir saatte yayınlanan dizide haddinden fazla kötülüğün ve entrikanın dönmesi. Adam kaçırma, silahla yaralama, iftira, şantaj gibi konular sürekli sil baştan işleniyor. Bu da diziyi aile dizisi çizgisi iddiasından uzaklaştırıp, çağdaşı mafya dizileri ile arasındaki farkı azaltıyor.

Dizi Karamel yapım tarafından piyasaya sürülmüş. Dizinin senaristliğini Nazmiye Yılmaz yaparken yönetmen koltuğunda Ayhan Özen ve genç yönetmen Serkan Mut var.

Ayhan Özen,  Zor Yıllar, Nezih Bir Film, Sürgün İnek, Nasıl Yani, Hasret Bitti gibi filmlerin yanı sıra, akıllarda yer eden ve uzun süre de çıkmayacak olan ‘Sevda Kuşun Kanadında’ dizisinin de yönetmeni. Yönetmen koltuğundaki başarılı çizgisini bu kez de 2019 Şubatında yayına giren ‘Yemin’ ile sürdürüyor. Diziyi günlük dizi algısının dışına çıkaran çekim planları Ayhan Özen’in tecrübesini her sahnede hissettiriyor

Dizinin oyuncu kadrosu ise; Gül Arcan (Cavidan), Berkant Müftüler (Hikmet) ve Derya Kurtuluş Oktar gibi tecrübeli oyuncuların yanı sıra, genç ve yetenekli Gökberk Demirci (Emir), Özge Yağız (Reyhan), Can Verel (Kemal), Yağmur Sahbazova’ dan (Narin) oluşuyor.

“Biri kalmaya, diğeri gitmeye yeminli iki gencin hikâyesi.” Olarak tanıtılan ‘Yemin’ dizisi hafta içi her akşam ekrana geliyor. Echo Rights film dağıtım şirketinin öncülüğünde Avrupa, Arap ülkeleri, Balkan Ülkeleri’ne de ünü ulaşan dizi, haftalık formatta yayınlanan bir çok büyük bütçeli işin arasından sıyrılıp izlenme oranları cetvelinde kendine üst sıralarda yer buluyor.

Güncel dizilerin çoğunda işlenen toplumsal cinsiyet farkı, para ve güç doğru orantısı, imkansız başlayıp imkâna kavuşan aşklar, iyi ve kötünün savaşı gibi temel konuların neredeyse tamamını işleyen dizi 2. Sezonuyla ekranlarda.

Genel anlamda boş vakit katili olarak gördüğüm bu yapımlar, akıl almaz bir şekilde bütün eleştirilere rağmen nerdeyse büyük futbol klüpleri, etkili siyasi liderler ve köklü siyasi partiler kadar geniş taraftar kitlesine sahip. Diziler adına sosyal medyada açılan fan sayfaları bile on binlerle ifade edilen takipçi sayılarıyla göze batıyor.

Televizyon ekranı ne kadar incelirse incelsin, toplumsal alanda oluşturduğu dengeler, ferdi bağlamda aşıladığı düşünceler ve kitle oluşturup onları yönetme alanında oldukça kuvvetli hale geliyor. Kendi elimizle hayal gücümüzü, ufkumuzu, duyusal fonksiyonlarımızı inceldikçe incelen bir cismin iki kanadı arasına hapsediyoruz…

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Rahşan Ecevit 97 yaşında hayatını kaybetti

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0