antalya escort istanbul escort

escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort escort Dubai berlin escort porno izle seks hikayeleri sex hikayeleri tr.link

The world-famous watch provides rolex replica.

DOLAR

16,6992$% -0.01

EURO

17,4991% -0.19

GRAM ALTIN

968,31%-0,14

BİST100

2.405,36%0,14

BİTCOİN

340621฿%2.0487

ETHEREUM

18312.89Ξ%0.56507

İmsak Vakti a 02:00
Adana AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Gizem Genç

Gizem Genç

12 Ağustos 2020 Çarşamba

    Keto diyeti yaparken ağzınızın tadı kaçmasın

    Keto diyeti yaparken ağzınızın tadı kaçmasın
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Diyet yaparken genel ağız sağlığınızı korumak ve temiz bir nefese sahip olmak istiyorsanız aşağıdaki ip uçlarını rehber alabilirsiniz.

    Gün boyu nemlendirin

    Keto diyeti doğru uygulandığında kilo kaybetmenizi sağlar. Çünkü bu diyet karbonhidratlardan kaçınmakla ilgilidir. Karbonhidrat alımı önemli ölçüde azaldığında vücut Ketosis adı verilen bir duruma girer ve bu da vücudun depolanmış yağları yakmasına ve keton üretmesine neden olur. Ketonlar yakıt olarak kullanılmaya başlar. Bu durum zararsız ancak istenmeyen “Keto Nefesini” tetikleyebilir.

    Eğer yeterli miktarda su tüketmezseniz bu durum dehidratasyona sebep olabilir. Dehidratasyon ağız kuruluğunu tetikleyen bir durumdur. Kuru ağız ‘Keto Nefesine’ zemin hazırlar. Bu durumu azaltmak için diyetin tüm aşamalarında ve özellikle ilk aşamada daha fazla su içmeniz önerilir.

    Diş Hekimi Pertev Kökdemir, keto diyeti yapanlar için şu uyarılarda bulundu.

    Ağız hijyenine daha fazla dikkat edin

    Ağzınızda kötü bir tada sahip olduğunuzu ve nefesinizin meyve kokulu ya da metalik kokulu olduğunu fark ederseniz ağız hijyeninize daha fazla dikkat etmeniz gerekir.

    Her öğünden ve atıştırmadan sonra dişlerinizi fırçalayın.

    Diş ipi kullanımını alışkanlık haline getirin.

    Ağız boşluğunda kuruluğa neden olmadan kötü nefes bakterilerini öldüren, alkolsüz bir gargara kullanın.

    Çok fazla su içtiğinizde, ağız hijyenine dikkat ettiğinizde ve bazı proteinleri sağlıklı yağlar ile değiştirdiğinizde Keto Nefesini önleyebilir veya şiddetini azaltabilirsiniz.

    Kaynak: Bültenler

    Devamını Oku

    Normal bireylere göre felç riski 7 kat fazla

    Normal bireylere göre felç riski 7 kat fazla
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Normal bireylere göre felç geçirme riski 7 kat fazla olan bu kişilerinin kontrol altında olmaları gerekiyor. Aksi takdirde ise kalp krizi, inme (felç), kalp, böbrek yetmezliği, görme bozuklukları ve aort damarında genişleme, yırtılma gibi birçok sağlık sorunu ortaya çıkabilir. Peki, dikkat edilmesi gereken noktalar nedir?

    Kan dolaşımının sağlanması için basınç gereklidir bu basıncın fazla olması halinde ise kronik bir rahatsızlık olan hipertansiyon yani yüksek tansiyon ortaya çıkıyor.Bu sorunu yaşayan kişilerin çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü yapılan araştırmalara göre ülkemizde her 3 kişiden 1’i bu sorunu yaşıyor. Genetik olabileceği gibi stres, sigara alkol kullanımı ve obezite gibi nedenlerden dolayı da ortaya çıkabilen bu rahatsızlığı ciddiye almak büyük önem taşıyor.

    Fazla Kilo Tansiyon Hastası Yapıyor

    Kilolu insanların yüzde 60’ından fazlasında yüksek tansiyon sorunu olduğunu dile getiren Romatem Bursa Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Gülşah Bozkurt, “Fazla kilolu insanlarda normal insanlara göre daha fazla görüldüğü için beslenmemize dikkat etmemiz gerekiyor. Tuz, şeker, un 3’lüsünden mümkün olduğunca uzak kalmalıyız. Aynı zamanda ambalajlı ürünleri de kullanmamalıyız. Ağırlıkta yüzde 10’luk artış, sempatik sinirler aracılığıyla damarlarda vazkonstriktüv etki ile basıncı arttır ve tansiyonu yükseltir. Bu yüzden ideal BKİ değerlerinde olmak, hipertansiyonu düşürme konusunda önemli bir etkendir.Her gün fazladan 1 porsiyon sebze-meyve tüketimi ile bireyler, sodyum ve tuzdan uzak kalıp, potasyumu arttırmaları, kan basıncını ve tansiyonu düşürür, beyin kanaması riskini azaltır. Yemeklerde tuz yerine, potasyumdan zengin; maydanoz, nane, kekik, dereotu, limon suyu, soğan ve sarımsak ile lezzet verme tercih edilmelidir. Kafein açısından zengin çay, kahve ve alkol tüketimi, hipertansiyonlu bireyleri oldukça etkileyebilmektedir. Toplumda yüzde 5 oranında alkole bağlı hipertansiyon görülmektedir. Düşük yağlı diyet kan basıncını düşürür. Yemeklere katılan yağlar ve kullanılan yağ çeşitleri çok önemlidir. Doymuş yağlar ve katı yağlar tüketilmemeli, genelde bitkisel yağlar tercih edilmelidir. Ayrıca sıcak havalarda bol bol sıvı tüketmeliyiz” ifadelerini kullandı.

    Tansiyon Kontrolü İçin Egzersiz

    Fakat sadece beslenme konusuna dikkat edilmesinin yeterli olmadığını dile getiren Bozkurt, sözlerine şöyle devam etti: “Evet beslenme önemli bir noktayı oluşturuyor fakat düzenli ilaç kullanımına da dikkat etmek gerekiyor. Aynı zamanda Steroidler, doğum kontrol hapları, antidepresanlar ve bazı soğuk algınlığı ilaçlarını kullanırken mutlaka tansiyona dikkat edilmelidir. Hipertansiyonun tedavisi olarak verilen ilaçlar düzenli kullanılmalıdır. Tansiyon takibi yapılmalı, kullanılan ilacın dozunu; bireyin kendisi azaltıp, kendisi artırmamalıdır. Sonuç olarak, hipertansiyonu olan bireylerin; uzun vadede kalp hastalıkları ve diyabet gibi diğer yancı kronik hastalıkları olmaması için, ilaç tedavilerini düzenli ilerletmeli ve diyetlerine dikkat etmelilerdir.Aynı zamanda kan basıncının kontrolü için egzersizler büyük önem taşıyor.Haftanın belirli günleri uzmanlar kişilerin yönlendirmeleri ile yapılacak fiziksel aktivite programları da önemli bir destekleyici role sahip.”

    Kaynak: Bültenler

    Devamını Oku

    Atlar Covid-19’un antikorunu üretti

    Atlar Covid-19’un antikorunu üretti
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Atlar Covid-19’un antikorunu üretti

    Cansız Covid-19 virüs enjekte edilen atlar 45 gün sonra antikor üretti

    Adıyaman Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mehmet Turgut:

    “Bu ülkemiz ve dünyamız için bir ilktir”

    ADIYAMAN – Adıyaman’da atlara enjekte edilen cansız Covid-19 virüslerinden, atlar 45 gün sonra antikor üretti.

    Ülkemizde ve Dünya’da bir ilk olan bu çalışmada hayvan testleri aşamasına gelindi. ‘Covidsera’ ismi verilen antiserum çalışması Ülkemizde ve Dünya’da bir ilk olma özelliğini taşıyor. Atların virüsü 45 gün sonra antikora çevirmesinin ardından hayvanlar üzerinde test aşamasına gelindi.

    TÜBİTAK destekli proje kapsamında Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Turgut öncülüğünde, 13 kişilik ekip, Ortadoğu başta olmak üzere bir çok ülkeye serum ihraç eden Vetal A.Ş. laboratuvarlarında Covid-19 serumu (Covidsera) çalışması başlattı.

    1 Nisan tarihinde başlatılan çalışmalar ile hastalardan alınan cansız Covid-19 virüsleri inaktive edildikten sonra atlara enjekte edildi. Atlar 45 günün sonunda bu virüslerden antikor üretti. Antikorlar, hayvanlar üzerinde test aşamasına geldi. Yaklaşık 2 ay daha testlerin süreceği ve testlerin başarılı olmasının ardından, Covid-19 hastalarında kullanılmak üzere serum üretilecek.

    Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Turgut, çalışmanın Ülkemizde ve Dünya’da önemli bir bilimsel çalışma olduğunu dile getirerek, “Yılan serumlarında, akrep serumlarında atlara yılan yada akrep toksini verilip atlardan alınan plazmalardan antitoksin elde ediliyordu. Bizde atlara cansız virüs verirsek antikor geliştirebilir miyiz? Düşüncesiyle planlama yaparak yola çıktık. TÜBİTAK’da da projemiz kabul edilince 1 Nisan’dan itibaren çalışmalara başladık.

    Adıyaman Üniversitesi Eğitim Araştırma Hastanesinde ki hastalardan aldığımız virüsleri önce çoğalttık, sonra inaktive ettik. Sonra değişik işlemlerden geçirip atlarımıza enjekte ettik. Atlardan 45’inci günden itibaren antikorlar almaya başladık. Şuanda antikorlar ile hayvan testleri aşamasına geldik

    Şuanda Dünya’nın bir çok immunoglobulin var bir çok hastalıkta kullanılıyor ama bu Covid-19’a karşı kullanılacak.

    Testlerimiz bir iki ay daha sürecek ama hayvan testleri aşamasına gelmek bile dünyada öncü olduğumuzu gösteren bir çalışmadır. Çünkü dünyada bu ve benzeri çalışma yok. Henüz Amerika’da buna benzer bir çalışmanın olduğunu biliyoruz. Dünya’da bitmiş bu aşamaya gelmiş bu şekilde bir çalışma yok. Bu bir ilktir, ülkemiz içinde ilktir, dünya içinde ilktir. Hayvanlarımız fabrika gibi çok sayıda hastaya faydası olabilecek kadar bu serumdan üretebiliriz” diye konuştu.

    Atlar Covid-19'un antikorunu üretti

    Kaynak: İHA

    Devamını Oku

    DSÖ, Rusya’da tescil edilen ilk koronavirüs aşısı konusunda temkinli: Güvenlikten ödün verilmemeli

    DSÖ, Rusya’da tescil edilen ilk koronavirüs aşısı konusunda temkinli: Güvenlikten ödün verilmemeli
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    DSÖ Sözcüsü Tarık Jasarevic, BM Cenevre Ofisi’nde düzenlenen basın toplantısında, herhangi bir ülkedeki Kovid-19 aşı adayının DSÖ tarafından onaylanması için klinikte elde edilen verilerin sıkı bir güvenlik incelemesinden geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

    “Pandemi, yaşamları ve ekonomileri tehdit ediyor.” diyen Jasarevic, Kovid-19’a karşı “işe yaradığı bilinen” tüm halk sağlığı önlemlerinin uygulanmasının hayati önem taşıdığını belirtti.

    AA muhabirinin aşı çalışmalarıyla ilgili sorusu üzerine ise Jasarevic, gelecekte virüsün iletimini azaltmaya yardımcı olacak “güvenli ve etkili” tedavi ve aşılar için sürecin hızlandırılması ve bunun için yatırım yapılması gerektiğine işaret etti.

    “İLERLEMEYİ HIZLANDIRMAK GÜVENLİKTEN ÖDÜN VERMEK DEĞİLDİR”

    “Ancak (aşı konusunda) ilerlemeyi hızlandırmak, güvenlikten ödün vermek değildir, böyle bir anlama da gelemez.” ifadesini kullanan Jasarevic, sürecin hızlandırılması ve aşı geliştirilmesinde test, üretim ve lojistik çerçevenin elverişli olması gerektiğinin altını çizdi.

    Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, Kovid-19 aşısının tescillendiğini bildirdiği Rusya’daki aşı çalışmalarını takip ettiklerini aktaran Jasarevic, “Rus sağlık yetkilileriyle yakın temas halindeyiz ve aşının olası ön yeterliliğine ilişkin görüşmeler sürüyor.” ifadesini kullandı.

    Putin, video konferans yoluyla yetkililerle yaptığı toplantıda, ülkesinde Kovid-19 aşı çalışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulunmuş, “Bildiğim üzere bugün sabah dünyada ilk kez yeni tip koronavirüs aşısı tescil edildi. Aşı, sağlam bağışıklık sistemini oluşturuyor ve gerekli tüm denetimlerinden geçti.” bilgisini paylaşmıştı.

    DSÖ, Rusya'da tescil edilen Kovid-19 aşısı konusunda 'temkinli'

    RUSYA’NIN TESCİL ETTİRDİĞİ AŞI İLK KLİNİK SAFHADA

    DSÖ verilerine göre, Rusya’nın tescil ettirdiğini açıkladığı aşı, dünyadaki 26 aşı adayı arasında “birinci aşama klinik deneme” safhasında görülüyor.

    Bir aşının yaygın olarak kullanılabilmesi için 3 aşamada insanlar üzerinde test edilmesi gerekiyor. Klinik denemelerin ilk aşamasında, az sayıdaki gönüllü sağlıklı denek üzerinde aşı adayının güvenli olup olmadığı ve olası yan etkileri araştırılıyor.

    İkinci aşamada, güvenilirliği doğrulanan aşı adayının etkinliği 100’den fazla denek üzerinde test ediliyor. Üçüncü ve son aşamada ise aynı işlem birkaç bin denekle tekrarlanıyor. Tüm bu süreç, aylar ve hatta yıllar alabiliyor.

    DSÖ, Rusya'da tescil edilen Kovid-19 aşısı konusunda 'temkinli'DSÖ, Rusya'da tescil edilen ilk koronavirüs aşısı konusunda temkinli: Güvenlikten ödün verilmemeli

    Devamını Oku

    Koronavirüs hakkında çıkan haber sayısı 34 milyonu aştı

    Koronavirüs hakkında çıkan haber sayısı 34 milyonu aştı
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Tüm dünyayı etkisi altına alan COVID-19 salgınında, toplam vaka sayısı 20 milyonun üzerine çıktı. Küresel bir salgın haline dönüşen virüs, Mart ayından itibaren en çok konuşulan başlık olma özelliğini sürdürüyor. Koronavirüs hakkında Mart ayından bugüne kadar 34 milyonun üzerinde haber çıkışı tespit edildi.

    Medya takip kurumu Ajans Press, Koronavirüsün medya karnesini çıkardı. Türkiye‘de ilk vakanın görüldüğü tarih olan 10 Mart’tan günümüze kadar tüm medya verileri üzerinden elde edilen bilgilere göre, Covid-19 tüm zamanların en çok konuşulan başlığı olma özelliğini hala sürdürüyor. Ajans Press’in dijital arşivinden yapılan araştırmaya göre koronavirüs ile alakalı yazılı basında 1 milyon 109 bin, online mecralarda 31 milyon 461 bin, TV kanallarında ise 1 milyon 606 bin haber çıkışı tespit edildi.

    Ajans Press’in, gisanddata “COVİD-19 Sistem Bilimi ve Mühendislik Merkezi (CSSE) Küresel Durumları” verilerinden elde ettiği bilgilere göre, dünyadaki COVID-19’lu toplam vaka sayısı 20 milyon 292 bin 486 olarak güncellendi. Rakamlar 50 gün önce ile kıyaslandığında ise Koronavirüse yakalanan toplam vaka sayısının 8 milyon 952 bin 428 olduğu görüldü. Veriler anlık olarak artarken, şu an Türkiye’deki güncel vaka sayısının 243 bin 180 olduğu saptandı. Verilere göre Türkiye, COVID-19’lu kişi sayısı ile dünyada 18’inci sırada yer alırken, ilk üçte yer alan ülkeler; 5 milyon 141 bin 207 vakayla ABD, 3 milyon 57 bin 470 vaka ile Brezilya, 2 milyon 329 bin 638 vaka ile de Hindistan olarak sıralandı.

    – İstanbul

    Kaynak: DHA

    Devamını Oku