antalya escort istanbul escort

escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort escort Dubai berlin escort porno izle seks hikayeleri sex hikayeleri tr.link

The world-famous watch provides rolex replica.

DOLAR

18,0572$% 0.58

EURO

18,2789% -0.11

GRAM ALTIN

1.020,20%0,33

BİST100

3.020,01%1,34

BİTCOİN

421135฿%-0.01516

ETHEREUM

33731Ξ%1.98331

İmsak Vakti a 02:00
Adana AZ BULUTLU 30°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a
Mikail Çiçek

Mikail Çiçek

19 Eylül 2021 Pazar

    Tevrat ve İncil’de Hz. Muhammed’i(sas)…

    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Bu gün ki yazımız Alemlere Rahmet efendimizin geçmiş semavi dinlerin kitaplarında alametleri…

    Din mitolojisinde araştırma yapıp gerekli tashih ve tetkikler sonrası yazımızı size sunduk. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun.

    “Onlar, yanlarındaki Tevrat’ta ve İncil’de yazılı buldukları Resule, o ümmi peygambere uyan kimselerdir. O, onlara iyiliği emreder, onları kötülükten alıkoyar. Onlara iyi ve temiz şeyleri helal, kötü ve pis şeyleri haram kılar. Üzerlerindeki ağır yükleri ve zincirleri kaldırır.

    Ona iman edenler, ona saygı gösterenler, ona yardım edenler ve ona indirilen nura (Kur’an-ı Kerîm’e) uyanlar var ya, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Araf, 157)

    Kur’an-ı Kerîm’de bildirildiği üzere, Hatem-ül Enbiya olan Hz.Muhammed (sav) Ehl-i Kitab’ın kutsal metinlerinde tanınacak şekilde vasıflarıyla bulunmaktaydı. Ayetin anlamı açıktır: Bugün Tevrat ve İncil’de Hz.Peygamberimize (sav) referanslar mevcuttur.

    Tevrat ve İnciller bugün bile değişim işleminden geçseler de, sadece Hz.Peygamberimizin (sav) gelişiyle açıklanabilecek ve mana kazacak ayetler bakidir. Deniz yatağı kurusa da altında su eksik olmaz.

    Bununla birlikte kitap ehli Alimler İncil ve Tevrat’ı tahrif etmiş birçok ayeti neshedip ortadan kaldırmışlardır.

    Tahrif edilmiş hallerinde bu kadar bilgi varsa, asılları ne kadar bilgi ihtiva ediyordu acaba?

    وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ الْأَوَّلِينَ Ve hiç şüphesiz, o (Kur’an), geçmişlerin kitaplarında da vardır. Buyrulur. Sizlere göstereceğim gibi Kur’an-ı Kerim’in geleceği ile ilgili haberler Zubur el-Evvelin’de de yani geçmiş kitaplarda da vardır.

    Fazla detaya inmeden konuya giriş yapalım.

    Tesniye, 33:1-2’te Hz.Musa’nın (as) okuduğu bir dua vardır. Bu duada ilginç olan Rabbin (sözcülerinin) gelişi sırasıyla tebliğ yerlerine göre Hz.Musa (as), Hz.İsa (as) ve Hz.Muhammed’e (sav) işaret etmektedir.

    Benzer anlatım tarzı Tîn suresinde de vardır. Enbiyaya (asm) memleketleri ile işaret edilir. -Sina dağı Tevrat’ın indiği Hz.Musa’ya (as) -Seir, Filistin Hz.İsa’ya (as) -Paran ise Tevrat’a göre (Tekvin 21:21) Hz.İsmail’in (as) yaşadığı Mekke’ye yani Hz.Muhammed’e (sav) işarettir.

    Bunun yanında ayetlere dikkat edilirse son kısımda Mekke’nin fethindeki 10.000 Sahabeye (r.anhum) ve kor gibi yanan ilahi bir Ferman’a yani Kur’an-ı Kerîm’e işaret edilmiştir. Ashab-ı Kiram’ın da (r.anhum) Hz.Muhammed’in sav dizinin dibinde olacağı ve onu adım adım takip edeceği bildiriliyor.

    Şimdi kkaynaklarda İşaya (sas) Nebi olarak geçen yani İsa as MÖ. 8.y.y. yaşamış İsrailoğullarının büyük Nebilerden saydığı bir peygamberdir. Onun Hz.Resulullah’a (sav) dair çok müjdesi vardır. Bunlardan birisi İşaya 42. baptadır.

    Buradaki Müjde çok özeldir. Zira burada İşaya Nebi, Hz.Resulullah’tan (sav) vasıfları ile, (Mustafa adı, Baba adı, El emin sıfatı ile) bahseder. Ayetleri okuyalım:

    İlk ayette geçen anahtar kelimelere bakın: İŞTE, kendisine destek olduğum kulum; canımın kendisinden razı olduğu seçme kulum 1. Kulum (עַבְדִּי֙) Abdî (Muhammed bin Abdullah sav) 2. Seçilmiş.(בְּחִירִ֖י) Bıhirî (Mustafa) 3. Razı olduğum/Sevdiğim.(רָצְתָ֣ה) Ratzıtah (Habibullah)

    Ruhumu onun üzerine koydum: Hz.Cebrail (as) açık referanstır. Zira o Kur’an-ı Kerîm’i getiren melektir. Diğer Ayetlere bakarsanız, Hz.Resulullah’ın (sav) şefkatini, Kur’an-ı Kerîm’in alemlere Nur olduğunu, Hz.Resulullah’ın El Emin olduğunu (Seni doğrulukla çağırdım derken)

    Allahuteala’nın putlara müsade etmeyeceğini, Adaların yeni bir ilahi söyleyeceğini (Kur’an-ı Kerîm), Kedar (Mekke bölgesinin) Hamd ile seslerini yükselteceğini görürsünüz. Kedar neresi derseniz ‘Davis Dictionary of Bible’ Hristiyan sözlüğüne göre Hz.Resulüekrem’in (sav) geldiği

    toplumun atası ve Hz.İsmail’in (as) bir oğlunun adıdır. İşin ilginç tarafı Ölü Deniz yazmalarında bulunan İşaya 42:1’i içeren parşömende elinden tutulan ETMAK kelimesi (אתמך) aslında Ahmed (אחמד) olsa gerektir. AHMED ve ETMAK kelimelerinin yazılışına bakın.

    Siyer kitaplarında Levililer kökenli 3 Vaiz Yahudi kabilesinin (Beni Kurayza, Beni Nadir ve Beni Kaynuka) bir kaç asır önce Yesrib’e gelip, Medine’yi şehre çevirdiğini ve Ahir zaman peygamberini (sav) beklediğini kayıtlıdır.

    Yahudiler bunu neye istinaden yaptılar, İşaya’da bulabiliyoruz. Çünkü Mekke’den Medine’ye göçü İşaya kitabı yazmıştır. Yük kelimesi Vahyi ima eder. Vahyin ağırlığından develer çöker.

    Kedar ve Tema, Hz.İsmail’in (as) 12 oğlundan ikisidir.

    Ayetlerde bahsedilenlere bakın! -Tema’ya hicretten ve muhacirlerden, -Paran’ın okçularından, -Medine’nin Ensarından (r.anhum) ve muhacirlere yardımından. -Mekke’nin fethinden bahsedilmiştir. Birileri de haşa Rabbimizi gaybı bilmez diye kendini düşürsün dursun.

    Aynı zamanda Tevrat’ta aşağıda bıraktığım ayetlerde birinin geleceği ona oku deneceği onun ise ben okuma yazma bilmem diyeceği yazılıyor. SubhanAllah bunlar Hira dağında Cebrail as ile Peygamberimiz arasında geçen diyalog. Evet bu binlerce yıl evvel inen Tevrat’ta yazılıydı. Hâlâ aklet misiniz?

    Ayet tam olarak şöyle:

    “Hira’da okuma yazma bilmeyen o kişiye kitap verilecek ve ona OKU denecek. O ise ben okuma bilmem diyecek.” Tevrat/Eski Ahid bölümü İşaya 29:12

    Evet, olarak geçinen ama dinimizi bilmediğimiz bir dönem, tarihimizin yakıldığı ortadan kaldırıldığı, batıya zihinsel köle olduğumuz bu çağda bizim dinimizin tüm semavi dinlerin üzerine bina edilişini hepiniz görüyor ve okuyorsunuz azminiz ve imanınız artmıyorsa hidayet Allah subhanehu ve Teala’dandır. Kalpler coşup imanlar yüceliyorsa ne mutlu size ve bize.

    El Hamd..

    Devamını Oku

    Yahudi Abdullah Bin Sebe ve Şii’lik

    Yahudi Abdullah Bin Sebe ve Şii’lik
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Konu hakkında çokça spekülasyon mevcut. Şiiler ve bazı Oryantalist çevrelerce varlığı bile inkar edilen bir tarihi figürdür Abdullah bin Sebe.

    Buna rağmen İslam dışı bir kaynak “Yahudi ansiklopedisi” onun Yemenli bir Yahudi olduğunu ve tarih sahnesindeki muhalif (daha doğrusu fitne) olduğunu doğrular.

    Sebe, İslamiyet’e daha doğrusu Şia akımına ilk Yahudi ve Hristiyan sembollerini soktu. Solda Yahudi tılsımı Hamsa, sağda ise Şiiler’de Hz.Fatıma’nın (r.anha.) sözde eli…

    12 İİmam ve 12 Havari..

    Konu hakkında polemiklere yer vermeden Sebe hakkındaki rivayetlerden yola çıkarak onun Yahudi öğeleri öğretilerine sokup nasıl beyan ettiğini sizlere göstereceğim. Kendiniz karar verin.1240

    Yahudi olan Pavlus’un Nasraniyet’e yaptığını, İbn-i Sebe İslam’a yapmıştı. Yavaş yavaş ilmik ilmik örmüştü…

    Hazret-i Osman’ın ra halifeliği zamanında ’den Medine’ye geldi. Ben oldum dedi. Halifenin gözüne giremeyince, her yerde halifeyi kötülemeye başladı. Fitne ve fesat çıkaracağı anlaşılarak Medine dışına çıkartıldı.

    O da gittiği Basra, Şam ve Kufe’de de Halife Hz.Osman’ın ra aleyhindeki faaliyetlere devam etti. Ashab-ı kiramın r.anhum büyüklerine uygunsuz sözler söyleyerek bozgunculuk yaptıysa da fazla taraftar bulamadı.

    Mısır’a gelerek cahilleri etrafına topladı. “Hazret-i İsa’nın döneceğine inanıp da Hazret-i Muhammed’in döneceğine inanmayana şaşarım” dedi. “Halifelik Hazret-i Ali’nin hakkıydı, Osman onun hakkına tecavüz ederek zalimlik yaptı” dedi.

    Hatta Hazret-i Ebu Bekir ve Hazret-i Ömer’in hilafete geçmeye hakları olmadığını söyledi. Etrafına topladığı cahilleri isyana teşvik etti. İbni Sebe ve taraftarlarının yaptığı fitnenin etkisinde kalarak Mısır ve Irak’tan Medine’ye gelen isyancılar Hazret-i Osman’ı şehit ettiler.

    Hazret-i Ali zamanında da fitne ateşini körüklemeye çalışan ibni Sebe, Kufe’ye giderek Hazret-i Ali’ye yaranmaya çalıştı. Hazret-i Ali’ye haşa “Sen Allah’sın” diyerek secde etti!

    Bu olay hakkında bir rivayet var ki hem rivayetlerin hakikat olduğunu hem de tespitlerimizi doğrular nitelikte. Rivayete göre o Hz.Ali’ye “Sen Sen olan’sın” demiştir. Bu kanımca onun nereden beslendiğini gösteren en büyük delildir. Çünkü Müslümanlar bu özel ifadeleri bilemez.

    İbn-i Sebe Tevrat’ın ayetini alarak Hz.Ali’yi Elohiym saymıştır. Zira Tevrat’ta şu ayet vardır: אֶֽהְיֶ֖ה אֲשֶׁ֣ר אֶֽהְיֶ֑ה yani “Ben Ben Olan”ım!

    Hz. Ali ve evlâtlarını, “İlâhlar Hanedanı” hâline getirerek İslâm Dinini Hristiyanlık’ta olduğu gibi tevhit esasından saptırmaya çalıştı. Hz. Ali, bu müşriklerin bir kısmını cezalandırdı. İbn-i Sebe’yi ise, ordu içinde taraftarlarının çokluğu sebebiyle, fitne ve zaafa yol açacağı endişesinden, öldürmekten vazgeçti. İran’ın eski hükümet merkezi olan Medayin’e sürdürdü. Ne yazık ki, Medayin, İbn-i Sebe’nin sapık fikirlerinin üretilmesine çok müsait bir zemin idi. İbn-i Sebe burada, vaktiyle Hz. Ali’den kaçan Haricilerle görüştü. Aralarında Hz. Ali, Hz. Muâviye ve Hz. Amr İbnü’l-Âs’ın öldürülmesini kararlaştırdılar. İbn-i Mülcem isimli suikastçı canımızdan can Hz. Ali’yi, şahadetine sebep olan zehirli bir kılıç ile yaralamaya muvaffak oldu. İbn-i Sebe’nin oğlu Meymun da “Ali ölmedi, uruç etti, semâya çıktı. Şimdi o, bulutların üzerindedir. Çok geçmeden geri dönecek ve kılıcıyla bütün dünyaya adalet dağıtacaktır…” şeklinde inanışı yaymaya başladı. İbn-i Sebe, yakın arkadaşları ile beraber İran’da yapacakları ihanet faaliyetlerinin plânlarını hazırladılar ve çalışmaya koyuldular. Zira İran İslâm’ı bütün kurumlarıyla yerleştirme hizmeti, büyük ölçüde aksıyordu. Zira, İslâmiyet gayet geniş bir sahaya yayılmış, sahabelerin büyük bir kısmı iç fitnelerde vefat etmiş, diğer bir kısmı uzlet hayatını tercih etmiş, bir kısmı da sosyal hayata müdahale edemeyecek kadar yaşlanmıştı. Bu boşluktan faydalanan Yahudiler bu sosyal durumdan faydalanmayı başardı ve bu coğrafyaya ayrılık tohumlarını ektiler… Bu anlattıklarımızın paralelinde Şii geleneğine ait bir anlatıma referans yapalım ki taşlar iyice otursun.

    Bihar el-Envar hadis kitabında İmam-ı Ali’nin ve diğer Ehli Beyt imamlarının Allah’ın İbranice olan ismi Azamı ile mucizeler gösterdiği anlatılır. Beklenen Mehdi hakkında denilir ki: Mehdi çıktığında Allah’a İbranice niyaz edecektir. (Ibn Ebu Zeyneb en-Nu’mani, el-Ghaybe)

    Şöyle de denilir ki: Kendini göstermeye izin aldıktan sonra gizli İmam Allah’ın İbranice olan adını telaffuz edecek ve daha sonra 313 kişi olan yoldaşları Mekke’de onun etrafında toplanacaktır. Aynı küçük bulutların baharda toplanması gibi. (a.g.e. s.455)

    El-Kuleyni, Usul el-Kafi kitabındaki yüce İsmin tarifine bakın! Orada da şöyle deniliyor: “Bu isim ağza alınmayacak kadar kutsaldır ve 4 parçadan oluşur: Başlangıçta Allah bir ismi yarattı. İsim 4 sessiz harften, vücutsuz bir varlıktan, bir isim ki tasvir edilemez, renksiz renk sonsuz, tüm hislerden ve tehayyülden örtülü olmasa bile gizli.” Arkadaş bütün sırrı bozdun ya! demezse o ismi ben açıklayayım Yhwh (Yehova)

    İSİM yani “HA ŞEM” de Yüce ismi direkt anmamak için Yahudilerde kullanılan bir örtüdür.

    Şimdi ama İbn-i Sebe yaşamadı ki diyenlere Şia kaynaklarından İbn-i Sebe kayıtlarını sunayım 🙂

    Şia, kaderin hükmettiği Müslüman kadına (Hz. Aişe r. Anha) iftira cezası olan kırbaçlamayı kendine uygularken.

    Bu uyazımızda Ehli Beyte yapıan zulmü anlatamadık zira konumuz Şii’lik. Ehli Beyt’e yapılan zulmü ise başka bir yazımızda anlatırız inşaAllah.

    Hamd AAlemlerin Rabbine, Salat ve selam Resulullah’ın üzerine olsun…

    Devamını Oku

    Yarım Milyon İnsanın Katiline Anma Programı Düzenlendiler!

    Yarım Milyon İnsanın Katiline Anma Programı Düzenlendiler!
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Kısa olarak kaleme aldığım bu yazının ana teması şu:

    Geçtiğimiz günlerde , Irak ve başta olmak üzere resmi rakamlara göre toplam yarım milyon insanın öldürülmesinden sorumlu tutulan ve ABD’nin Irak’ta vurarak öldürdüğü,İran Komutanı , Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı
    Hasan Bitmez ve Hüda Par camiasından Emin Güneş’in de aralarında bulunduğu birtakım çevreler Kasım Süleymani için anma programı düzenledi.

    Aynı zamanda yakın zamanda Suriye’de onlarca Türk askerinin katleden Esad rejimin bir numaralı detekçisi Süleymani adına yapılan bu anma programı Anadolu halkına hakarettir. ’Anadolu halkının tepkisi
    bir yana dursun İran’ın ’de ki nüfuzu gün geçtikçe artarak devam ediyor.

    Bir katili lanetleme ve kınama yerine Anma, ona sevgi ve sempati duyma ruh sağlığı bozukluğu olsa gerek. Zira mezhep savaşlarının en ön saflarında yer alan, her dalda Sünni toplum/devlet/kurum ve kuruluşlara aktif bir şekilde cephe alan mezhepçi ve Pers İmparatorluğu hayali peşinde koşan İran’a sempati duymak için akıl sağlığımızın yerinde olmaması gerek..! Gelin kısaca sadece Suriye’de Süleymani’nin katliam ve kirli oyunlarına göz
    atalım.

    Askeri kariyerinde Lübnan’daki Hizbullah’ın askeri kanadının “gölge liderleri” olarak tanımlanmış Süleymani, Suriye İç Savaşı’nda Suriye Hükûmeti ve Beşşar Esad’ı destekleyen çatışmalarda ve 2015’te -İran-Suriye-Irak koalisyonunun kurulmasında rol oynadı.

    Akabinde kısa bir süre zarfında , Rusya ve Abd ile ortak hareket ederek Suriye Devrim’ ine katılan bütün Sünni gruplara karşı savaştı.

    Tarafsız araştırma kurulu raporlarına göre sadece 186 bin çocuğun hayatını kaybettiği bu savaşta Süleyman’i “gerekirse tek canlı kalmayacak” diyerek sivil halka acımasızlığını ortaya koyuyordu.

    Süleymani, son olarak İran’ın kadim düşmanı olarak nitelendirdiği Abd askerleri ve araçları ile IŞİD bahanesiyle Suriye halkına karşı savaşırken görüntülenmişti. Ne acı bir durumdur ki ABD ile birlikte hareket edip İŞID bahanesi ile girdiği toplu kıyım sonrası geride binlerce yetim ve öksüz çocuk, harabe şehirler bırakmıştı.

    Buna ister Mezhep davası deyin ister Pers İmparatorluğu hayali deyin sonuç olarak Kasım Süleymani Abd Rusya ve Pkk ile birlikte Suriye halkını kıyımdan geçirdi. Akabinde ise ibretlik bir ölüm onu izledi. Abd ile birlikte ortak harekat düzenleyen Süleymani yine Abd tarafından bir gece ’lar ile ’ta öldürüldü. Bir zalimin eliyle diğer bir zalim öldürüldü diyebiliriz.

    “Uluslararası İlişkiler Araştırmacısı Mikail Çiçek”

    Devamını Oku

    DIYARBAKIR’DA HRİSTİYAN MİSYONERLER İŞ BAŞINDA

    DIYARBAKIR’DA HRİSTİYAN MİSYONERLER İŞ BAŞINDA
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Diyarbakır’ın sevilen isimlerinden Ulu Camii Cemaati sakini Ramazan Böçgün, hakkında açılan dava nedeniyle akıl hastanesine konuldu.

    HDP öncülüğünde yabancı Hristiyan misyonerlerin Kürt halkına dayattığı İsevilik dinine karşı, Diyarbakır’lı halka İslamı anlatan anlatan Ramazan Böçkün’nün akıl hastası olduğu iddia edildi ve akıl hastahanesine yatırıldı. Diyarbakır sakinleri bu durumdan oldukça rahatsız.

    Böçgün’ün çarpıcı şu ifadeleri akıllara kazınmış durumda.

    “Misyonerler, her tarafta İslam’a karşı faaliyet yapıyorlar. Para karşılığı insanları Hristiyan yapmaya kalkıyorlar. Bunlar görmezlikten geliniyor. Fuhuş ve misyonerlik serbest, İslam’ı tebliğ yasak. Ben kimseden zorla İslam’ı kabul etmelerini istemiyorum. Öneri sunuyorum. Ben onlara yumuşak bir dille buranın Camii ve Harem-i Şerif olduğunu anlatıyorum. Edeple gelen lütufla gider.” 

    Mikail Çiçek

    GENMEDYA

    Devamını Oku

    85 YILLIK HASRET “AYASOFYA”

    85 YILLIK HASRET “AYASOFYA”
    0

    BEĞENDİM

    ABONE OL

    Ayasofya 1453’te Fatih Sultan Mehmed (r.a) tarafından fethedilen Istanbul ile beraber Ayasofya Camii olmuştu. 550 yıl civarı boyunca Müslümanlara ibadethane olan camiide bu gün, namaz kılınamıyor.

    Bu günlerde çok konuşulan ve dillendiren Ayasofya Camii 85 yıl önce müze haline getirilmişti.

    Ayasofya Mustafa Kemal Atatürk’ün emri ve Bakanlar Kurulu kararı ile müzeye çevrilmiş ve 1 Şubat 1935’de müze olarak, yerli ve yabancı ziyaretçilere açılmıştı.

    Anadolu halkının “Kılıç Hakkı” olarak tabir ettiği Ayasofya bu gün hala müze olarak kullanılmakta.

    Halkın tepkisine neden olan bu karar hâlâ yürürlükte.

    Uluslararası İlişkiler Araştırmacısı

    Mikail Çiçek

    GENMEDYA

    Devamını Oku