bsr recyclinghof

escort Beylikdüzü escort Ataköy escort Bakırköy escort Avcılar escort Şirinevler escort Bahçeşehir escort Merter escort Mahmutbey escort Kayaşehir escort Büyükçekmece escort Küçükçekmece escort Başakşehir escort Halkalı escort Esenyurt escort Sarıyer escort Bahçelievler escort Yenibosna escort escort Dubai berlin escort porno izle seks hikayeleri sex hikayeleri tr.link

The world-famous watch provides rolex replica.

DOLAR

15,5619$% 0.5

EURO

16,2103% 0.53

GRAM ALTIN

908,10%0,71

BİST100

2.403,07%-0,67

BİTCOİN

460099฿%-1.01449

ETHEREUM

31246Ξ%-2.50316

İmsak Vakti a 02:00
Adana PARÇALI AZ BULUTLU 25°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

Dünya Bir Pencereydi…

“Hak ve Özgürlükler, dünya telakkisine göre sadece eşit güçte olanlar arasında mevcuttur. Zira güçlü, yapmak istediğini yapar, güçsüz ise çekmesi gereken eziyeti çeker.”

Özellikle Sanayi Devrimi sonrası kırsal kesimde yaşayan ve kentlerde yükselen fabrika bacalarının çıkardığı dumanın efsununa kapılan insanların, daha iyi bir yaşam arzusuyla kırsalı terk edip kente doğru başlayan ve halen süregelen yolculuğu, başından beri kulaklara fısıldanan cezbedici şehir hayatının doğurduğu bir serüvendi. Ailelerini bırakıp tek başına bu yolculuğa çıkan da oldu, varını yoğunu satıp bütün aile fertleriyle şehre doğru göç katarı yapan da…

Göç hareketleri var oluştan bu yana toplumsal, ekonomik, siyasal, kültürel vs. nedenlerle yüzyıllardır varlığını sürdüren bir olgudur. Göç, bireylerin ya da grupların sembolik veya siyasal sınırların ötesine, yeni yerleşim alanlarına ve toplumlara doğru kalıcı hareketlerini içerir.

Bu hareketlilik, göçün çeşitli aşamalarında bu dalgalanmadan kendine pay çıkarabilecek, durumu ekonomik kazanç kapısı haline dönüştüren legal ya da illegal oluşumların meydana gelmesine sebep oldu. Ama insani acelecilik ve sonuca hangi yolu izlediği fark etmeksizin bir an önce ulaşma arzusu, umut tüccarlarının sayısının en önemli artış sebebi. Özellikle iltica edip, imkanlarından faydalanmak istedikleri devletlere yasal yollardan giriş yapamayanlar bu tüccarların hedefi oldu. Bir yük kamyonunun kasasında Almanya’ya gittiğini sanıp, kilometrelerce yoldan sonra ülkenin bambaşka bir şehrinde kaderine terk edilen de, Meksika sınırını aşmaya çalışırken yolda açlık ve susuzluktan ölen, tuzağına düştüğü kaçakçının kendi paçasını kurtarmak için çöllerde terk ettiği adam da…

Bir çok sosyolojik araştırmaya konu olan göç, sinema sektörünün de gözünden kaçmadı elbette. 1980, Ertem Eğilmez filmi olan Banker Bilo’ da yıllar önce Almanya’ya işçi olarak giden ve köyüne dönen Maho, köyde öyle bir rüzgar estirmiştir ki, kolay yoldan para kazanmak isteyen genç erkek nüfus Maho’nun ağzından çıkan tek bir sözle bütün mal varlıklarını gözden çıkarıp, bir karpuz kamyonunda Almanya’ya kaçak gitmeyi göze almıştır. Ama Maho onları, İstanbul’da bir yol kenarında kaderlerine terk edip sırra kadem basar. Karpuz kamyonundaki adamları ise vatan sınırları dahilinde olsa bile kültürüne tamamen yabancı oldukları bu şehirde bambaşka bir mücadele bekler.

Köyünde emek emek kurduğu kısıtlı ama ne olursa olsun kendine ait olan dünyayı yıkıp, şehirdeki hayale tutunan adam, şehre vardığında şehri tepeden gören bir mevkideki derme çatma gecekondusunda, ne şehre karışabildiği ne de şehirden kaçabildiği adeta bir orta dünyada sıkışıp kalmıştır artık.

Ünlü ‘Amerikan Rüyası’ tabiri de birçok filme konu olmuştur. ABD’ye göçü ve göçmenlik psikolojisini eksen alan filmlerin en önemlilerinden biri de 25 dakikalık bir kısa film olan 1917 yapımı “Şarlo, Göçmen”.

“ABD’ye göç” deyince görsel kültürde akla gelen ilk imgeler bu 25 dakikalık filmle başlar. Gemilerdeki sefalet, Özgürlük Heykeli’nin denizden görünüşü, bir yanda göçmenlerle ABD arasına çekilen o ip, Yeni Dünya’nın hoyratlığının ilk işaretidir. Ve tabii ki yoksulluk… Restoran sahnesinde Şarlo, açlığa ve parasızlığa rağmen mağrur duruşunu kaybetmez. ABD’ye gelen göçmenlerin yalnızlığı ve çaresizliği üzerine hüzünlü bir komedidir film.

Dışarıdan bakanın ‘Özgürlükler Ülkesi’ dediği ama içine girenin nefes alırken bile özgür olamadığı Amerika da onlarca yıldır bu yalanla tuzağına çekiyor hayatları. Evini terk edip, sınırı aştıktan sonra artık bir evsiz olarak hayatına devam edenlerin hikayelerinin sürekli anlatıldığı bu çağda bile her şeye rağmen büyük bir fırsatlar dünyası olarak görülmekte. Öyle ki günümüzde ekseri hemen hemen her gencin gördüğü ‘Amerikan Rüyası’ mevcut yönetimin giderek içinden çıkılmaz, etnik ve dini sınırlara hapsolmuş göçmen politikalarına rağmen bile ilk günkü canlılığını koruyor.

Yıllar önce Alfred Borgmann bile, post-modern toplumu tarif ederken, Marlboro paketi üzerinde resmedilen, at üzerinde salına salına gezinen, sürüyü kontrol eden, atının gemini tutarken dudağının kenarında sıkışmış bir sigara mutlaka bulunan, kement atan, sürüden ayrılanı bulup getiren, paketin üstünden gerçek yaşama bir adım atarak geçebilecek kadar gerçek duran ‘Marlboro Man’ görselinden ilham alıyor.
İlhamdaki ince nüansı yakalayacak olursak; Marlboro’nun doğup dünyaya yayıldığı topraklar olan Amerika ‘nın paketin üzerindeki adam olduğunu, kendisinin çoban, dünyayı ise hükmettiği sürü olarak nitelendirildigini hemencecik kavrayabiliriz…

Postmodern toplum olarak tanımlanan bu doğal ortamın dışındaki, cezbedici, sunduğu fırsatlar kadar tuzaklarla da ünlü, dışarıdan bakınca oldukça kalabalık duran fakat içinde kendinizi yalnız hissedeceğiniz bu keşmekeş, sizi kendine çekmek için türlü dalavereler çevirip, içine aldığında ise kendi kaderinize terk eden bir umut tüccarı aslında.

İçine doğduğumuz sürüyü beğenmeyip, başka sürüye karıştığımızda, o sürünün çoban köpeği tarafından seçilip dışarı atılacağımızı bir öğrensek daha mutlu insanlar olacağız sanki…

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Sıradaki haber:

Çevre ve Şehircilik Bakanı Kurum: Elazığ’da yüzde 40 hasar tespitlerini tamamladık

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0