DOLAR

8,4396$%-0.21

EURO

10,0747%-0.32

GRAM ALTIN

492,43%-0,93

BİST100

1.392,91%0.09

BİTCOİN

348281฿%5.96113

ETHEREUM

20641Ξ%4.20774

İmsak Vakti a 02:00
Adana AÇIK 33°
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyonkarahisar
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkâri
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • istanbul
  • izmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • Kahramanmaraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce
a

İşkence görmesek gelir miydik

Esed’in cezaevinde kaldığı 6 ayda işkence gören Verda Hüseyin 2014’te 4 çocuğuyla Kağıthane’ye gelmiş. Hüseyin, “Garsonluk yapan oğlum 2 bin lira kazanıyor. Şikayetçi değiliz. İşkenceyi yaşamasam, aç susuz kalmasak gelir miydik? Sosyal medyada yazılanlara çok üzülüyoruz” diyor.

Savaştan kaçarak ülkemize sığınan Suriyelilerin tek gündemi, hayatta kalma mücadelesi. Yeni Şafak olarak bayramda o ailelerden ikisine, Ducana Hacali (40) ve Verda Hüseyin’in (45) evine konuk olup hikayelerini dinledik.

ZİNDANDA İŞKENCE GÖRDÜM

Verda Hüseyin, dokuz yıl önce eşini kaybetmesinin ardından altı ay rejimin askerleri tarafından Suriye istihbarat servisinde göz altına alınıp çeşitli işkencelere maruz kalmış. Serbest kalınca 2014 yılında çocukları Beyan (18), Liva (14), Kina (18) ve Muhammed (22) ile birlikte Kağıthane’ye göç etmiş. Hüseyin, “Eşim Şam’da müteahhitlik yapıyordu. İç savaşın ilk başladığı yıllarda şehit oldu. Ben dört çocuğumla tek başıma kaldım. 16 yaşındayken oğlumu Türkiye’ye çalışmaya gönderdim. Evimiz kendimizindi. Oğlum bize para gönderiyordu. O dönem kız kardeşim muhalif olduğu için tutuklanmıştı. Ben de ona destek için Facebook paylaşımları yapıyordum. Bunu gerekçe göstererek istihbarat teşkilatı beni gözaltına aldı. Ailemden kimse olmadığı için üç kızım evde yalnız kaldı. Zindanda benim dişlerimi kırıp kaburgama zarar verdiler. Çok zor zamanlardı. 2014 yılında önce Halep’e sonra İdlib’e geçip Türkiye’ye kaçtık” dedi.

BİZ KİMSEDEN MAAŞ ALMIYORUZ

Oğlu Muhammed’in Perpa’da sigortasız bir şekilde garsonluk yaptığını kaydeden Hüseyin, “Aylık 2 bin TL alıyor. Evimizin kirası ve faturalarıyla birlikte bin 600 TL ödüyoruz. Biz bu aşamaya gelene kadar çok yorulduk. Şikayetçi değiliz. Fırınlarda çalıştım ancak şimdi boyun fıtığı çıktı. Kızlarımın ikisi okula gidiyor. Birinin kulağında duyma problemi var, o yüzden okulda öğretmeniyle anlaşamadık. Gitmek istemedi. Kim ülkesini evini bırakıp gelir ki keyfinden? Ben işkenceyi yaşamasam, aç susuz kalmasak gelir miydik? Biz ülkemizi seviyoruz ve vatansız değiliz. Biz Türkiye vatandaşı nasıl yaşıyorsa öyle yaşıyoruz. Biz kimseden maaş almıyoruz. Çocuğum çalışıyor. Sosyal medyada yazılanlara çok üzülüyoruz. Dört yetimim var. Kapımız herkese açık gelip baksınlar” şeklinde konuştu.

Ducana Hacali ile ailesi EVİMİZE CAMDAN GÜNEŞ ZOR GİRİYOR

Ducana Hacali’nin eşi beş yıl önce markete diye Halep’teki evlerinden çıkmış, iki gün sonra şehit olduğu haberi gelmiş. Çocukları Emine (16), Maria (3), Muhammed (8) ve Abdulmuttalip (11) ile birlikte İstanbul Fatih’e gelmiş. Ducana Hacali’nin henüz Türkçesi olmadığı için kızı Emine Hac Ali bize şunları söyledi: “Dört sene önce Halep’ten İstanbul’a geldik. Benim babam markete yiyecek almaya gitti daha gelmedi. Türkiye’ye gelmek de hiç kolay olmadı. İstanbul’a geldik. Amcam buradaydı onlarla birlikte oturduk. Ben o zaman 11 yaşındaydım. Tekstilde çalışmaya başladım. Amcamların yanından bir sene sonra bu eve geçtik.” Sonra annesinin manavda çalışmaya başladığını belirten Hac Ali, “Çok yorulmuştum. Halk eğitimde okula gitmeye başladım. Ben evde yemek yapıp kardeşlerime bakıyorum. Annem de çalışıyor. Evimizin kirası bin TL, annem asgari ücretten az alıyor. Kardeşlerim ‘Siz Suriyelisiniz burada işin yok’ gibi cümleler söyledikleri için okula gitmek istemiyorlar. En çok Suriye’de denize gitmeyi özledim. Savaş başladığında çok küçüktüm ama babamla olan anılarımızı annem sürekli anlatıyor. Babam bizi sürekli hafta sonları denize götürürmüş. Evimiz Suriye’de çok güzeldi. Burada camdan güneş zor giriyor. Ben okumak istiyorum. Babam okumamızı isterdi zaten. Evimizi çok özledim” dedi.

AÇ SUSUZ KALMASAYDIK GELİR MİYDİK?

Hayatta kalma mücadelesi veren Suriyeli ailelerden Verda Hüseyin ve Ducana Hacali’nin evine konuk olup hikayelerini dinledik. 9 yıl önce eşini kaybeden Hüseyin, yaşadığı işkencelerden kaçıp çocuklarıyla ülkemize sığındığını söylüyor. Hüseyin, “Oğlum garson, aylık 2 bin lira kazanıyor. Kızlarım okula gidiyor. Sosyal medyadan yazılanlara üzülüyoruz. Kim ülkesini evini bırakıp gelir ki keyfinden. Ben işkenceyi yaşamasam, aç susuz kalmasak gelir miydik?” diyor.’nı ülkelerinde geçirmek için Hatay Valiliği’nin online randevu sistemine kayıt yaptıran Suriyeliler, randevu günleri geldiğinde ülkelerine gitmek üzere çeşitli illerden Cilvegözü Gümrük Kapısı’na geldi. Suriyeliler, jandarma, gümrük muhafaza ve polis ekipleri tarafından yapılan belge kontrolü sonrası gümrük sahasına girdi, buradaki işlemlerinin ardından da başta İdlib olmak üzere çeşitli bölgelere hareket etti.

BOMBA ARAMA KÖPEĞİ ‘SÜNGÜ’ GÖREV ALDI

Alınan güvenlik önlemleri kapsamında, Suriyelilerin çıkışlarının sorunsuz olarak sağlandığı Cilvegözü Gümrük Kapısı’nda, Reyhanlı İlçe Jandarma Komutanlığı’nda görev yapan bomba arama köpeği ‘Süngü’ de kullanıldı. Süngü ile giden yolcuların eşyaları ve valizleri kontrol edildi, bomba araması yapıldı.

EVLENMEK İÇİN GİDEN DE VAR, HASRET GİDERMEYE GİDEN DE

5 yıldan bu yana Türkiye’de yaşadığını ve bu yıl verilen bayramlaşma izni ile İdlib’deki yakınlarının yanına gittiğini söyleyen Abdullah Ali Al, Şimdiye kadar fırsat bulup gidememiştim. Bu yıl bayramlaşmaya izin verildi. Hem yakınlarımı, akrabalarımı ziyaret etmiş olacağım ve hem de kısmetimde varsa evlenmeyi düşünüyorum. Bizlere bayramlaşmaya gitme imkanı tanınması nedeni ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne teşekkür ediyoruz dedi. İbrahim Ahraç ise uzun zamandır Türkiye’de yaşadığını belirterek, verilen izin sayesinde çok özlediği annesini ziyaret edeceğini kaydetti.

DÖNÜŞLER 31 ARALIK’A KADAR DEVAM EDECEK

Bayramlaşmak için 2019 yılında 37 bin Suriyeli ülkesine dönerken, 2020 yılında ise İçişleri Bakanlığı tarafından koronavirüs tedbirleri kapsamında gidişler durdurulmuştu. Bu yıl yeniden başlayan bayramlaşma izni çerçevesinde 6 Temmuz’da başlayan gidişler tamamlanırken gidenlerin sayısı toplam 44 bin 220 oldu. Geri dönüşler ise 31 gününe kadar devam edecek. Cilvegözü’nden 44 bin 220 Suriyeli ülkesine geçti: Evlenmek için giden de var hasret gidermeye giden de Türkiye’nin çeşitli illerinde yaşayan 44 bin 220 Suriyeli, yakınları ile bayramlaşmak için Hatay’daki Cilvegözü Gümrük Kapısı üzerinden ülkelerine gitti.

Suriye’nin Hama kentinde doğan 58 yaşındaki Ammar Haydar, gençlik yıllarından itibaren antidemokratik uygulamaları nedeniyle Esed ailesine karşı muhalefete başladı. 1980’li yılların başından itibaren siyasi faaliyetlerine başlayan Haydar, bu çalışmalarından dolayı birçok kez hapis cezası aldı.Haydar, 2009’da da cezaevine girerek 2 yıl tutuklu kaldı. Haydar’ı hapse atmakla yetinmeyen Esed rejimi, Haydar’ın kızı ve eşine de baskı yapmaya başladı. Suriye’de müteahhitlik yapan ve maddi durumu da iyi olan Ammar Haydar, baskılar nedeniyle eşini ve kızını Ürdün’e gönderdi.2011’de iç savaşın başlamasından sonra çıkarılan afla serbest kalan Haydar, ailesinin yanına gitmek yerine Suriye’deki diğer muhaliflerle birlikte Esed rejimine karşı yeniden mücadele etmeye karar verdi. 2014’e kadar bu mücadelesini sürdüren ve aynı yıl tekrar tutuklanarak kısa bir süre daha cezaevinde kalan Haydar, Ürdün’ün siyasi mülteci kabul etmemesi nedeniyle 2015’te Türkiye’ye geldi. Şu anda 28 yaşında olan kızı Merve Haydar ise henüz 16 yaşında lise öğrencisiyken annesiyle birlikte Ürdün’e gitmek zorunda kaldı. Burada liseyi bitirdikten sonra özel bir üniversitede grafik tasarımı eğitimi alan Haydar, babasının maddi durumunun bozulması nedeniyle eğitimini 3. sınıfta yarıda bıraktı. Annesine bakmak, geçimlerini sürdürmek için çeşitli işlerde çalışan, zaman zaman da grafik çizimleri yapan Merve Haydar ile babası Ammar Haydar, bu süreçte buluşmak isteseler de her seferinde çıkan engeller nedeniyle bir araya gelemedi. Türkiye’de yaşayan baba Haydar ile Lübnan’da bulunan kızı Merve Haydar aradan geçen 12 yılın sonunda İstanbul’da kavuşma imkanı buldu. Haydar ailesi, artık ayrılmadan Türkiye’de bir arada yaşamak istiyor. Haydar, 2009’da Lübnan’da düzenlenen bir toplantıya farklı ülkelerden gelen çok sayıda kişiyle katıldığını ve ülkesindeki insan hakları ihlallerine ilişkin konuşma yaptığı için ülkesine dönüşte gözaltına alındığını söyledi. Haydar, 2011 yılına kadar cezaevinde kaldım. 2011’de çıktıktan sonra savaş başlamıştı. Esed, genel bir af çıkardığı için tüm siyasiler serbest kaldı. Ben de bundan dolayı çıktım. Tüm insanlar, Esed rejimine karşı çıkmaya başlamıştı. Orada ben de aktif bir rol aldım. dedi. Haydar, 2014’te tekrar tutuklandığını dile getirerek, 1 ay kaldım içeride. Bu 1 ay en zoruydu. Çok hapishane gördüm ama bu seferki çok kötüydü. Çok işkence yaptılar. 2 metrelik alan içinde 17 kişi vardı. Lavabo aynı yerdeydi. 1 aylık süreçte her gün gözlerimin önünde 3-4 kişi öldürülüyordu. Oradaki insanlar normal insanlar değildi. Rejim bile kontrol edemiyordu onları. Çok acımasız insanlardı. 1 ay sonra sağlık durumum çok kötüleşti ve biraz da şansın yardımıyla çıkabildim. Ondan sonra Lübnan’a gittim. Lübnan’a gittiğimde orada daha fazla mücadele edebilirim şeklinde umudum vardı ama Lübnan’da da şartlar kötüydü. Hizbullah, Suriyeli insanlara bayağı zarar veriyordu. Çok ayrımcılık vardı ve bayağı baskı gördüm. Lübnan’da 1 yıl kaldım. şeklinde konuştu. Haydar, 2009’da cezaevine girmesinden bu yana eşini ve kızını görmediğini belirterek, yaşadığı süreci şu ifadelerle anlattı: Hapishaneye girince uzun bir süre iletişim bile kuramadım. Sonrasında ailemle konuşma şansım oldu ve Ürdün’e gitmelerini istedim. Esed tarafından ailem de baskı görüyordu. Hem de psikolojik olarak çok kötü durumdaydı. O zamandan bu yana sadece telefonla görüşebildik. Bu kavuşma anı 12 yıl boyunca beynimde vardı. Yatmadan önce bu buluşmayı hayal ediyordum. Sonra ‘Bu buluşma olacak mı?’ diye kendi kendime soruyordum ve ‘Evet olacak eminim?’ şeklinde cevap veriyordum. Havalimanına geldiğimiz zaman çok mutluydum. Bu mutluğu kelimelerle ifade edemem. Bir kaygım vardı, yıllar önce bıraktığım küçük kuzumu aynı şekilde görebilecek miydim? Aynı sevgiyle hissedebilecek miydim? Onu gördüğümde mutluluğumu tarif edecek bir kelime yok. Bir haftadır ailem burada. Türkiye’ye gelmek için vizeye ihtiyaçları vardı. Vize masraflarını dahi ödeyecek param yoktu. Vatandaşlık alan Suriyeli bir arkadaşım davetiye yolladı ve öylece Türkiye’ye gelebildiler. 15 gün için buradalar. İkamet tezkeresi için başvurdular inşallah kabul görür ve bundan sonra ayrılmayız. Burada kalmalarını çok istiyorum. Yaşlı olduğum için iş bulamıyorum. Sağlığım da çalışmaya el vermiyor. Topladığım bütün paraları Avrupa’ya gitme girişimlerimde harcadım. Merve Haydar da babasını çok özlediğini belirterek, yabancı bir ülkede babasız yaşamanın çok zor olduğunu, tek tesellisinin ise babasını yeniden görebilme umudu olduğunu dile getirdi. Haydar, 12 yıl boyunca babamı görmenin hayaliyle yaşadım. diyerek, duygularını şu sözlerle ifade etti: Çocuklar babalarıyla gezerken onlara çok özenir ve üzülürdüm. ‘Babamla bulaşacağım.’ diye hayal kurmak beni mutlu ediyordu. Bu 12 yıl boyunca zaman zaman telefonla görüştük ve görüntülü konuştuk. Her seferinde bir buluşma ihtimali doğuyordu ancak bir şekilde bu planlarımız bozuluyordu. Defalarca kez böyle oldu. Her seferinde her tür hazırlığı yapıyorduk ancak bir engel çıkıyordu. Bu seferki buluşma planını konuştuğumuzda içime doğdu babamı bu kez göreceğim diye. Çıkış kapısında babamı görünce sıkı sıkı sarıldım. Biraz uzaklaşıp yüzüne bakıp tekrar sarıldım. Bu babamdı ve sağlık durumu da iyiydi. Bakıp, tekrar sarıldım, tekrar sarıldım. Buna inanmam biraz zaman aldı. Eve geldikten sonra 3 gün boyunca ‘Bu durum gerçek, ben babamla buluştum.’ diye kendi kendimi inandırmaya çalıştım. Merve Haydar, Ürdün’e dönmek istemediğini ve babasıyla Türkiye’de yaşamak için yetkililerden yardım beklediğini sözlerine ekledi. Esed’in ayırdığı Suriyeli baba kız 12 sene sonra İstanbul’da buluştu: Gözyaşları sel oldu Esed rejimi tarafından 2009’da hapse atılan Suriyeli siyasetçi Ammar Haydar, o tarihten sonra görmediği kızı Merve Haydar’a 12 yıl sonra kavuştu.

0 0 0 0 0 0
YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

İstanbul’da dev operasyon! Çok sayıda gözaltı var

HIZLI YORUM YAP

0 0 0 0 0 0
r